International Trade Sanctions

Hacı Kara
May 2021

ULUSLARARASI TİCARİ YAPTIRIMLAR

          Devletlerin ve diğer uluslararası kuruluşların birbirlerine yaptırım uygulamasına sıkça rastlanır. Bunun en sık kullanım şekli de ekonomik enstrümanlar aracılığıyla yapılanıdır. Yaptırım (Sanctions) ifadesi Birleşmiş Milletler (BM)[1] Antlaşması’nda da yer almamaktadır. 1. Körfez savaşı sonrasında ise zorlayıcı önlemler yerine yaptırım terimi kullanılmaya başlanmıştır.

I. Devletlerin Birbirlerine Uyguladıkları Yaptırımlar

          Devletlerin herhangi bir nedenden dolayı birbirlerine ekonomik zorluklar veya yasaklar getirmesi geçmişte de, günümüzde de sıkça rastlanan bir durumdur. Genellikle misilleme (reprisal)” kavramı kullanılır. Misilleme, bir devlete karşı yapılan hukuk dışı eyleme bu devlet tarafından cevap verilmesidir. Örneğin, İran’da, İslam devriminden sonra ABD tarafından yapılan ilk zorlayıcı ekonomik önlem bu kapsamdadır)[2].

          A. Hukukİ Boyutu

          Zararla karşılık bir savaş dışı kuvvet kullanma yoludur, ancak bu durum BM Antlaşması  2/4’inci maddede geçen “Tüm üyeler, uluslararası ilişkilerinde gerek herhangi bir başka devletin toprak bütünlüğüne veya siyasal bağımsızlığına karşı, gerek Birleşmiş Milletlerin amaçları ile bağdaşmayacak herhangi bir biçimde kuvvet kullanma tehdidine veya kuvvet kullanılmasına başvurmaktan kaçınırlar.” hükmüne uygun olup olmadığı konusu tartışmalıdır[3].

          Kimi hukukçular burada geçen kuvvet kullanma durumunun açıkça yasaklandığından hareketle yapılan tüm savaş dışı kuvvet kullanmaların hukuka aykırı olduğunu iddia etmektedir. Savaş dışı kuvvet kullanma durumunun hukuka uygun olduğunu düşünenler ise maddede geçen “toprak bütünlüğü ve siyasal bağımsızlık” ifadelerini dikkate alarak uygulanacak kuvvetin bu nitelikleri yok saymıyorsa kullanımının hukuka uygun olduğu görüşündedirler. Yine savaş dışı kuvvet kullanımının hukuka uygun olduğunu düşünen diğer görüşe göre ise 51. maddeyi geniş yorumlamasıyla savaş dışı kuvvet kullanımını bir meşru savunma olarak görür.

          B. AMBARGO

          Savaş dışı kuvvet kullanma yollarından biri de ambargodur. Geçmişte daha çok gemilerin karasu ya da limanlardan çıkmasına izin verilmemesi anlamında kullanılan ambargo günümüzde de bir ülkeye yapılan ihracatın engellenmesi veya kısıtlanması olarak kullanılmaktadır. Özellikle silah, ilaç ve gıda ürünlerinin ihracatının yasaklanması en yaygın ambargo şeklidir. Kimi zaman devletler ambargo uygulamak için yasama organlarından yasa çıkarırlar. Bu konuya ABD yasama organının İran ve Libya’da yatırımda bulunan şirket ve kişilerin cezalandırılmasını öngören İran-Libya Yaptırım Yasası (ILSA) örnek verilebilir[4].

II. BM Yaptırımları

          Birleşmiş Milletler Güvenlik konseyi (BMGK) BM Antlaşmasının 7. bölümünün 41. maddesine göre “Güvenlik Konseyi, kararlarını yürütmek için silahlı kuvvet kullanımını içermeyen ne gibi önlemler alınması gerektiğini kararlaştırabilir ve Birleşmiş Milletler üyelerini bu önlemleri uygulamaya çağırabilir. Bu önlemler, ekonomik ilişkilerin ve demiryolu, deniz, hava, posta, telgraf, radyo ve diğer iletişim ve ulaştırma araçlarının tümüyle ya da bir bölümüyle kesintiye uğratılmasını, diplomatik ilişkilerin kesilmesini içerebilir”. Burada uygulanan yaptırımların temel hedefi 39’uncu maddeye göre BMGK “barışın bozulduğunu ya da bir saldırı eylemi saptar ise uluslararası barış ve güvenliğin korunması için önlemler alır”.

          Güvenlik Konseyi 15 üyeden oluşmaktadır ve bunlardan beşi BM sözleşmesi gereğince konseyde bulunurlar ve veto hakları vardır. Diğer on üye ise geçici üyeler olup iki yıllığına Genel Kurul tarafından seçilirler. Daimi üyeler ABD, İngiltere, Fransa, Rusya Federasyonu ve Çin'den oluşur.

          BMGK’nın karar alma mekanizması şöyle işlemektedir; beş daimi toplam on beş üyeden oluşan güvenlik konseyinden bir karar çıkması için dokuz evet oyu çıkması ve daimi üyelerden hiç birinin ret oyu (veto) kullanmaması gerekir. Soğuk savaş süresince sadece iki ülkeye yaptırım kararı alan Konsey Sovyetlerin yerine geçen Rusya’nın Sovyetlere göre daha yumuşak politikalar izlemesi sonucunda BMGK daha aktif hale gelmiş 1990 yılından günümüze on dört ülkeye yaptırım uygulamıştır.

  1. YAPTIRIM ŞEKİLLERİ

1. Genel Olarak

BMGK’nin bugüne kadar aldığı yaptırım kararlarını; ülkelerin geneline uygulanan (global sanctions) ve belirli kişilere uygulanan (targeted sanctions) kararlar olarak ikiye ayırabiliriz. Bir ülkenin geneline uygulanan yaptırımlarda çoğunlukla ülkeye ürün giriş-çıkışı tamamen engellenir. Bu yöntem bugüne kadar Yugoslavya, Haiti, Güney Rodezya ve Irak’a uygulanmıştır. Sorumlu kişilerden çok halkı cezalandıran bu yöntem ülke halklarının ciddi sıkıntılar yaşamasına neden olmuştur. Irak’ta uygulanan ambargo sırasında ülkede korkunç bir enflasyon yaşanmış ilaç, un, şeker gibi hayati önemdeki ürünler dahi bulunamaz olmuştur.

İkinci yaptırım şekli olan belli kişilere uygulanan yaptırımlar ise en azından kitlelerin değil şahısların cezalandırıldığı bir yöntemdir. Devletlerin diğer devletlerdeki mal varlıkları ve ticari faaliyetlerine darbe vurmaktansa daha özele inip sorumlu bireylere yaptırım uygulanmaktadır. Bugüne kadar Angola (UNİTA), Afganistan, Lübnan, Liberya, Sudan ve İran ülkeleri hakkında verilen yaptırım kararları re’sen kişi veya kuruluşlara uygulanmıştır. Gerçek veya tüzel kişilerin banka hesaplarını dondurmak, ticari faaliyetlerinde zorluk çıkarmak, hatta ilgili fonların hareketlerini takibe alıp gerekirse onları da bloke etmek gibi yöntemler kullanılmıştır.

2. Birleşmiş Milletler Sisteminde Ekonomik Yaptırımlar

          Ekonomik yaptırımlar esas olarak bir mal ya da ürünün ihracatının veya ithalatının yasaklanmasıdır. Söz konusu yaptırımlar zaman zaman ekonomik ambargolar olarak adlandırılsa da ambargoların amacı bir devlete yapılan ihracatın durdurulmasıdır. Başka bir ifadeyle ambargolar ekonomik yaptırımların bir türüdür. Özellikle silahların satışına yönelik yaptırımlar, silah ambargoları olarak anılırlar zira bu yaptırımlarla genellikle silah alımı değil silah satışı yasaklanmaktadır. Finansal yaptırımlar, ekonomik yaptırımlara benzese de bunların amacı bir mal ya da ürünün alım satımının yasaklanması değil, finansal ve ekonomik kaynakların kullanımının engellenmesidir.

          Yaptırımların yöneldiği devlet, dış dünya ile finansal ilişkilere giremez. Örneğin bir devletin malvarlığının dondurulması ya da hesaplardaki para akışının engellenmesi gibi. Finansal yaptırımlar çok daha spesifik bir hale getirilerek gerçek kişi ya da bir takım özel hukuk kişilerinin malvarlığının dondurulması şeklinde de olabilir. Bu çalışmada, ekonomik yaptırımlar terimi, genel anlamda ekonomik yaptırımlar ve finansal yaptırımları ifade edecek biçimde kullanılmıştır.

          BM Sisteminde, geleneksel olarak ekonomik yaptırımlar, ihracat veya ithalata getirilen kısıtlamalar, ticaret andlaşmalarının feshi ya da askıya alınması, ulaşımın kesintiye uğratılması, nakit hareketlerine getirilen yasaklar, uluslararası örgütlerin teknik yardım programlarının askıya alınması ya da yaptırımların uygulandığı devletin başka ülkelerdeki malvarlığının dondurulması veya bunlara el konması biçiminde gerçekleşir[5].

B. BİRLEŞMİŞ MİLLETLER GÜVENLİK KONSEYİ YAPTIRIM KARARLARININ YARGISAL DENETİMİ

          BM Andlaşması’nda, BM’nin organlarının almış olduğu kararlara karşı herhangi bir yargısal denetim öngörülmemiştir. Uluslararası Adalet Divanı (UAD) ise Namibya Danışma Görüşünde, kendisinin BM organlarınca alınan kararlar bakımından herhangi bir yargısal denetim yetkisi ve temyiz mercii olmadığını ifade etmiştir. Bununla beraber Divan, çeşitli kararlarında, Güvenlik Konseyi kararlarının geçerliliğini ve bunların ultra vires niteliğini değerlendirmiştir. BM Adalet Divanı, Konsey talep ettiği takdirde Konseye danışma görüşünü sunmuştur. Divanın kararlara ilişkin danışma görüşü belirtmesi için Konseyin bunu talep etmesi gerekmektedir. BM Andlaşması’nda, Güvenlik Konseyi kararlarının yargısal denetimine açıkça izin veren bir hüküm yoktur ancak bunu yasaklayan bir hüküm de yoktur. Nitekim iç hukuk sistemleriyle kıyaslandığında da anayasaya uygunluk denetimi açıkça yasaklanmadığı müddetçe yargıçların bu tür bir denetim yapmalarına herhangi bir engel yoktur. Ancak çekişmeli davalar bakımından UAD Statüsü, davada taraf olma ehliyetini yalnızca devletlere tanımaktadır. Dolayısıyla Güvenlik Konseyi kararlarının hukuka aykırılığı iddiasıyla bir devletin UAD’de dava açması mümkün değildir.

          Ancak dolaylı da olsa, Konsey kararlarının geçerliliği Divanca incelenmektedir[6]. BM Adalet Divanı dışında, ülkelerin yüksek mahkemelerinin ve Avrupa Toplulukları Adalet Divanın, BMGK tarafından verilen kararların bir kısmını uygulanmaması yönünde karar aldığı görülmüştür. Nitekim Yasin el-Kadı olayı buna örnek verilebilir. Konsey, 1333 sayılı kararında[7], Yasin el-Kadı dahil birçok kişi ve kurumun el-Kaide bağlantılı oldukları gerekçesiyle mal varlıklarının dondurulmasına karar vermiştir. Ancak Yasin el-Kadı, hakkında alınan karara itiraz etmiş yerel mahkemelerden sonra Avrupa Toplulukları Adalet Divanı’na başvurmuştur. Bunun sonucunda Divan Kadı aleyhine uygulanacak AT düzenlemelerini iptal etmiştir.

Uluslararası platformda ülkeler birbirleriyle savaşmayacakları noktada ekonomik enstrümanları kullanarak birbirlerini zorlamaya çalışmaktadırlar. Bunların kimisi gerçekten uluslarası hukuka uygunken kimisi de güçlü devletin istediğini elde etmesi için uyguladığı bir ihkak-ı hak olabiliyor. Günümüzde bu savaş dışı zorlama yöntemleri bazı durumlarda ülke halklarını savaşa girmişçesine zorlayabiliyor (İran ve Irak örneği).

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

KAYNAKÇA

AĞIR, Osman/AKSU, Zehra, Birleşmiş Milletler’in Suriye Krizine Yönelik Politikalarının Değerlendirilmesi, ASSAM Uluslararası Hakemli Dergi (ASSAM - UHAD) C. 4, S. 9, 2017, s. 43-55, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/388976, Erişim tarihi: 29.05.2021.

AKKUTAY, Berat Lale, Birleşmiş Milletler Andlaşması Çerçevesinde Ekonomik Yaptırımların Hukuki Niteliği ve Yargısal Denetimi, TBB Dergisi 2014 (111), s. 412-446, http://tbbdergisi.barobirlik.org.tr/m2014-111-1371, Erişim tarihi: 29.05.2021.

AYGÜL, Musa/VURAL ÇELENK, Belkıs, Ekonomik Yaptırımlar Ve Akreditif, TFM 2018; 4(1), s. 1-18, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/520403 , Erişim tarihi: 28.05.2021.

ÇAĞIRAN, Mehmet Emin, Hukuki ve Siyasi Yönleri İle Güvenlik Konseyi’nin İran Ambargosu, https://www.orsam.org.tr/tr/hukuki-ve-siyasi-yonleriyle-guvenlik-konseyi-nin-iran-ambargosu/, Erişim tarihi: 28.05.2021.

EREN, M. Yusuf, ,
İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi Cilt:3 Sayı:2 Yıl 2012, s. 229-260, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/208277, Erişim tarihi: 28.05.2021.

KARTAL, Kaya, Uluslararası Hukuk Açısından Ambargo, https://insamer.com/tr/uluslararasi-hukuk-acisindan-ambargo-_96.html, Erişim tarihi: 28.05.2021.

TÜRKKAN, Erdal, Uluslarası Anlaşmazlıklarda Ekonomik Yaptırımların Yeri ve Almanya krizi, https://oad.org.tr/blog/uluslararasi-anlasmazliklarda-ekonomik-yaptirimlarin-yeri-ve-almanya-krizi60, Erişim tarihi: 28.05.2021.

Ambargo Kararı Nasıl Alınır, https://www.amerikaninsesi.com/a/a-17-2008-03-24-voa14-88111467/864881.html, Erişim tarihi: 28.05.2021.
İran’a uygulanan ambargonun tarihçesi, https://www.timeturk.com/iran-a-uygulanan-ambargonun-tarihcesi/haber-28499, Erişim tarihi: 28.05.2021.

Yaptırım kararı: Hangi ülkelere ne uyguluyor, ekonomiler nasıl etkileniyor?, https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/abd-hangi-ulkelere-ne-tur-yaptirimlar-uyguluyor-bu-yaptirimlar-ekonomileri-nasil-etkiliyor-1043508, Erişim tarihi: 28.05.2021.


 

 

 

 

[1] Birleşmiş Milletler Antlaşması 26 Haziran 1945 tarihinde San Francisco'da imzalanmış ve 110. maddeye uygun olarak 24 Ekim 1945'de yürürlüğe girmiştir. Türkiye Antlaşmayı Milletlerarası Adalet Divanı Statüsüyle birlikte 15 Ağustos 1945'te onaylamıştır. 4801 Sayılı Onay Kanunu 24.08.1945 T. ve 6902 S. RG'de yayınlanmıştır. https://www.resmigazete.gov.tr/arsiv/6092.pdf; BM 193 Üye Devletten oluşur. BM, hızla değişen dünyaya ayak uydurmak için yıllar içinde gelişmiştir. Ancak dünya üzerindeki tüm ulusların bir araya gelebileceği, ortak sorunları tartışabileceği ve tüm insanlığa fayda sağlayan ortak çözümler bulabileceği tek yer olma özelliği aynı kalmıştır. https://inhak.adalet.gov.tr/Resimler/SayfaDokuman/2212020141836bm_01.pdf; https://www.un.org/en/?, Erişim tarihi: 28.05.2020.

[2] Devrik Şah Rıza Pehlevi’nin ABD’de tedaviye kabul edilmesi üzerine İranlı Üniversite öğrencileri ABD büyükelçiliğini basıp 66 çalışanı rehin almıştır. Bunun üzerine ABD İran devletinin gerekli önlemleri almadığı ve iyi niyetli olmadığını iddia ederek ABD’den İran’a doğru hareket etmek üzere askeri yedek parça taşıyan 300 milyon dolar değerindeki geminin hareketine izin vermemiş, Amerikan petrol şirketleri ve uzmanlarını İran’dan geri çekmesi üzerine ülkede uzman ve teçhizat sıkıntısı yaşanmıştır. Bunun üzerine ekonomisinin nerdeyse tamamı petrol ihracatına dayalı İran’ın günlük 4 milyon varil olan petrol ihracatı 1 milyona gerilemiştir.

[3] BM m. 2/4: Teşkilâtın Üyeleri, milletlerarası münasebetlerinde gerek herhangi bir başka Devletin toprak bütünlüğüne veya siyasî bağımsızlığına karşı, gerekse Birleşmiş Milletlerin amaçları ile telif edilemeyecek herhangi bir surette, tehdide veya kuvvet kullanılmasına başvurmaktan kaçınırlar.

[4] ABD hazine bakanlığına bağlı (Office of Foreign Assets Control “OFAC”) kara para aklama, uyuşturucu ticareti ve terörizmle mücadele kapsamında ülke ve kişilere ekonomik yaptırımlar uygulamaktadır. Türkçesi Yabancı Kaynakları Denetleme Ofisi olan OFAC’ın Aldığı kararların yargısal denetimi neredeyse imkânsızdır. Yaptıkları bir iç hukuk meselesi olarak görüldüğü için uluslararası arenada ofis aleyhine gidilecek mahkeme bulunmamaktadır. ABD’nin yaptırımlarını yöneten ofis, yaptırımlar konusunda dünyada en etkin kurumdur.

[5] Soğuk Savaş süresince yalnızca iki kez bu yaptırımlara başvurulmuştur. 1962’den 1994’e kadar, Namibya’daki ırkçı rejime son vermek amacıyla, kademeli olarak Güney Afrika’ya ve 1965’ten 1979’a kadar Rodezya’daki azınlık beyaz hükümete karşı ekonomik yaptırımlar uygulanmıştır. Güvenlik Konseyi, Irak’ın Kuveyt’i işgalinden sonra, 6 Ağustos 1990 tarihli, 661 sayılı kararı ile, uzun yıllardan sonra ilk kez ekonomik yaptırım kararları almıştır. BM, bu tarihten sonra Somali, Irak, Yugoslavya, Haiti, Liberya, Kamboçya, Libya, Kuzey Kore, Ruanda, Sierra Leone, Afganistan, İran, Kongo, Sudan gibi çeşitli devletlere karşı bu tür yaptırımlara başvurmuştur. Berat Lale Akkutay, Birleşmiş Milletler Andlaşması Çerçevesinde Ekonomik Yaptırımların Hukuki Niteliği ve Yargısal Denetimi, TBB Dergisi 2014 (111), s. 418, http://tbbdergisi.barobirlik.org.tr/m2014-111-1371, Erişim tarihi: 29.05.2021.

[6] Akkutay, s. 428.

[7] S/RES/1333 (2000), https://www.un.org/securitycouncil/s/res/1333-%282000%29, Erişim tarihi: 29.05.2021.